
Tandoğan'da Tarihi Bir Gün
O gün sabah erkenden kalktım. Benim için büyük bir gündü, iki gün öncesinden Tandoğan'daki Cumhuriyet Mitingine katılmak için Ankara'ya gelmişti. İçim kıpır kıpırdı hemen hazırlandım ve 11'de miting alanına gitmek için yola çıktık. Ankara sokakları çok güzel görünüyordu bir çok insan, ellerinde bayraklar Tan

doğan'a gitmek için yola çıkmıştı. Yanımızdan geçen arabalarla sanki 40 yıllık dostmuş gibi birbirimize korna çalarak, el sallayarak miting alanına gittik, biraz uzak bir yere park ettik ve yürümeye başladık. Ama bir sorun vardı elimizde bayrak yoktu ve bir an önce almamız lazımdı. Etrafımız bayrak satan bir çok kişiyle doluydu bu yüzden de bu sorun hemen çözülmüş oldu. Üzerinde Ata'mızın resminin olduğu, parlak çok güzel bir bayrak aldım. Erkek arkadaşım Ali'de sadece Türk Bayraklı olanı aldı. Yavaş Yavaş yürüdük ve Tandoğan meydanına geldik.
Bir anda tüylerim diken diken oldu böyle bir kalabalığın olduğu bir alanda daha önce hiç buluşmamıştım. Herkes hep bir ağızdan bağırıyor, heyecan içinde konuşan insanları izliyordu. Ayrıca o gün danıştay saldırısının yıl dönümüydü, saldırıda yaşamını kaybeden Mustafa Yücel Özbilgin anıldı, bir dakikalık saygı duruşunda bekledikten sonra İstiklal Marşımızı okuduk. Böylece miting başlamış oldu.
Hep bir ağızdan şarkılar söylendi. Mitinge katılan bütün vatandaşların ellerinde Türk bayrağı vardı. Onuncu Yıl Marşı ile herkesin tek bir ağızdan 'Tandoğan Meydanı demokrasi şöleni' sloganları çoşkuyla söylendi. Orada bulunan bir çok insanla sohbet ettik, tanıştık ve kendimi ailemin yanındaymışım gibi hissettim. Gelen bir çok kişinin tıraş olmuş olmasıda dikkatimi çekti. Oraya gelen herkesin t

ek bir amacı vardı bu düzensizliğe son vermek, artık insanların haklarının yenmesini engellemek ve Türk Halkının hak ettiği şekilde yönetilmesine katkı sağlamak. O gün bir aileyle tanıştık çocuklarını almışlar ve oraya gelmişler. İki çocuğununda yaşı küçüktü, çocuklarını kucaklarına almışlar, ailecek Onuncu Yıl Marşını söylüyorlardı. Çocukları da onlara eşlik edip, eğleniyorlardı. Orada bulunan başka bir vatandaşta 'Eğer kucağınızda taşımaktan yorulduysanız, oğlunuzu ben taşıyabiliridim'dedi ve anneden çocuğunu aldı bir süre omzunda taşıdı. Gerçekten görülmeye değer bir andı. O an bu olayın Türkiye'den başka hiç bir yerde olamayacağını düşündüm. Dedim ya kendimi sanki bir ailenin içinde gibi hissettim... Gerçektende biz orada bir aileydik.
Tek sorun havanın çok sıcak olmasıydı. O gün hava 38 dereceydi ve miting güneşin en etkili olduğu 12.00-14.00 arasındaydı. Güneş yanıklarımızda bize o günden miras kalmış oldu:) Ona rağmen hiç kimse şikayet etmedi, bir an önce Atatürk'e gitmek için bekledi. Ve beklenen an geldi.
Yürüken beni mutlu eden şeylerden biride benim okulumun yani Marmara Üniversitesi'nin en ön sırada yer almasıydı. Okulumudan bir çok öğrenci, akademisyen en ön sırada yer alıyordu. Anıtkabir'e girdiğimiz anda ilk gözüme çarpan mezar taşının üzerinde duran güvercindi. Bize 'Hoşgeldiniz 'dermiş gibi bir hali vardı, herkes gidene kadar da oradan ayrılmadı. İnsanların çiçek koyuşunu, dua edişini dikkatle seyretti.
Bügüne kadar Anıtkabir'e beş kere gittim. Ama ilk defa Atam'a yürürken öyle farklı şeyler düşündüm, etkilendimki, sürekli gözümün dolmasını engelleyemedim. Çoğu kişininde benim gibi olduğunu gördüğümde de hiç şaşırmadım. Oraya gelen herkesin tek bir amacı vardı bu düzensizliğe son vermek, artık insanların haklarının yenmesini engellemek ve Türk Halkının hak ettiği şekilde yönetilmesine katkı sağlamaktı. Yürürken dünyanın başka hiç bir yerinde bulamayacağım güzelliklere, tarihe, dostluklara sahip bir ülkede olduğum için çok şanslı hissetim. Bunları yaşamamızı sağlayan askerlerimize ve Atamıza karşı minnet duydum. Onlar olmasaydı ne olurdu acaba şu anda buralar kimlerin toprağı olurdu diye düşündüm. Turgut Özakman'ın kitabının önsözünde yazdığı ve hiç unutmadığım: 'Allah bu güzel milleti ve ülkeyi cahilin, yalancının ve sahte tarihçilerin şerrinden ve iktidarından korusun' sözü geldi. Aslanlı Yol'da görünen Kabri'ne doğru giderkende bu hissetiklerimi Atam'a anlattım. 'İçin rahat olsun Atam bu ülkeyi hiç kimseye vermeye, bölmeye, herkesin istediği emellere alet olmaya niyetimiz yok'dedim. Biz senin güvendiğin Türk Gençleriyiz, rahat içinde uyu...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder