20 Mayıs 2009 Çarşamba

Davetsiz Misafir...




Daha önceki yazımda Ankara'ya gittiğimi yazmıştım. Orada ilginç bir olay yaşadık hemen sizinle paylaşmak istedim. Aslında Pazartesi günü İstanbul'a dönecektim ama Ali(erkek arkadaşım) 'Bir gün daha kal gezeriz, yemek yaparız zaten Salı günüde tatil dönersin' dedi. Bende dünden razı hemen kabul ettim:) O gün akşam evde yemek yemeye karar verdik ve Ali ' Sana değişik bir tavuk ve pilav yapıcam' dedi. Vejeteryan olmama rağmen kabul ettim. Oda bu duruma şaşırdı tabi:) İlk defa menüm dışında (yeşillikler,zeytinyağlılar) bir yemek hazırladık ve afiyetle yedik. Çok açıkmıştık, hızlı yediğimiz içinde şiştik.Hadi gidip hem yürüyüş yapalım, hem de soda alalım dedik.


Markete doğru yürürken yolda iki çoçukla karşılaştık ve bize köpek kaybedip etmediğimizi sordular bizimde cevabımız hayır oldu. Sodamızı, Topik'imizi aldık yolda yiye yiye eve doğru yürümeye başladık ki bir kalabalıkla karşılaştık. Kalabalık dediğim 5-6 kişi toplanmıştı. Bende tabi meraklı olarak hemen gittim ve ne olduğunu sordum. Daha sonra adının Aslı olduğunu öğrendiğim kız elinde Golden cinsi bir köpekle, bu köpeği bulduklarını, sahibini aradıklarını söyledi.


Bütün köpekler tatlı, hepsinin birbirinden başka özellikleri var ama bu o kadar canayakındı ki o anda oynamaya başladık,sevdim, öptüm. Çok tedirgin görünüyordu, ailesini kaybettiği ya da terk edildiği için üzülmüştü. Herkes bir şeyler üretiyor acaba ne oldu diye bulmaya çalışıyordu. Daha sonra Jandarma geldi. Köpeği bulan genç çocuklar ne yapacaklarını bilemedikleri için aramıştı. Bir asker geldi köpeğin sağına, soluna baktı 'Biz bir şey yapamayı, şu anda da bir olay var zaten' dedi ve gitti. Jandarmanın gelmesiyle daha çok ilgi odağı olduk. Çevreden gören insanlar bir şey mi oldu die yanımıza gelip sormaya başladılar. Evet bir şey vardı hemde önemli bir şey bu köpek, bu gece nerede kalacaktı. Saat 23.00 olduğu için arayacağımız bir veteriner yoktu. Orada bulunan herkesin evinde bir köpek vardı ve bulunan köpek(Daha sonra adını Bal koyduk) erkek olduğu için eve almaları imkansızdı. Çünkü birbirini tanımayan iki erkek köpek aynı evde kalamaz kavga ederdi, dişi olursa da....


Neyse hemen orada özel bir okul vardı. Bir bayan 'Gidelim okuldan rica edelim, yarında 19 Mayıs, bir gecelik baksınlar' dedi. Keşke gitmeseydik, güya orası bir okul ama malesef insanlıktan nasiblerini almamışlar. Koskoca bahçede 1 gecelik hatta gecede değil 4-5 saatlik Bal'ın orda bir köşede kalmasına izin vermediler. Bizde muhatap olmak istemedik ve yeni çözümler bulmak için konuşmaya başladık.


Benim kaldığım evde köpek yoktu ama orası benim evim olmadığı için biz alalım diyemezdim. Ama ikide bir Ali'ye kendimi acındırarak bakıyor ve ne yapacağız diye soruyordum. En sonunda dayanamadım sesizce 'Bu akşamlık biz alalım mı' dedim. Oda 'Zaten kimse almazsa alacağız, başka çaremiz mi var' dedi. Orda onu niye bu kadar çok sevdiğimi bir kez daha anladım. Orda anladığım başka bir şey daha oldu; Bal'ı kimse alamayacaktı, bizde onun bugün akşam bizde kalacağını Ali'nin köpek bakmayı bilmediğini fakat benim yarın dönene kadar idare edebileceğimi söyledik.


Asıl iş bundan sonra başlıyordu. Apartmana girdiğimiz an heyecanlandı ama belli ki alışkındı. Asansöre bindik gayet bildiği bir yere gidiyormuş gibi sakin oturdu. Bal bir kaç gündür sokakta olduğu için baya kirlenmişti. Eve girer girmez balkona gittik ve bir ıslak, bir kuru bezle onu temizlemek için savaşmaya başladık. Böyle diyorum çünkü o bizim onunla oyun oynadığımızı sanıyordu ve bezi elimizden alıp oynamaya başlıyordu. En sonunda başardık ve Bal'ı tertemiz yaptık. Tertemiz olduktan sonra onu salona gitmesine izin vermek gibi bir hata yaptık.. Hemen koltuğun üstüne fırladı Ali'nin en sevdiği yastığını ağzına aldı oynamaya başladı. O anda Ali'nin yüzünü görmenizi isterdim. Ben çektim, o çekti biraz inatlaştık ve sonunda yastığı sırılsıklam şekilde almayı başardım, sahibine iade ettim :)


Onun odalarda duramayacağına karar verdikten sonrada balkona koymayı denedik malesef eve alışmıştı ve 'Beni içeri alın'dermiş gibi havladı. En sonunda onun için en uygun yerin koridor olduğuna karar verdik. Bütün kapıları kapattık, odaların camlarını açtık ki koridorda havasız kalmasın. O da hemen sevdi orayı, iyi bir seçim yaptınız dermiş gibi kendini rüzgarın geldiği yere bıraktı ve uyumaya başladı.


Aslında Golden olmasına rağmen o gün biraz durgundu belliki eski ailesini düşünüyor, özlüyor ve onu neden bıraktıklarını düşünüyordu. Ben kesinlikle köpeklerin bunları hissetiğine, düşündüğüne inanıyorum. Bir arkadaşımın köpeği, sahibi öldü diye 1 ay hiç bir şey yemedi ve kendi hayatına son verdi. Umarım Bal'da öyle olmaz dedim. Ama güçlü ve sıcakkanlı bir köpekti hemen herkese alışabilirdi. Bu yüzden de umutluydum.


Gece hiç sesi çıkmadı mışıl mışıl, huzulurlu bir şekilde uyudu. Sabah erkenden kalktığımda da kuyruğunu sallayarak beni karşıladı ve onu dışarı çıkaracağımı anladı. Onun sahibini bulabilmek amacıyla ilanlar hazırlamıştık onlarıda aldık ve gezintiye çıktık. Pek umutlu olmasakta, görülebilecek heryere astık. Yürüyüşümüz bittikten sonra eve döndük, ben valizimi aldım ve İstanbul'a gelmek için yola çıkacaktım. Kapıyı kapattığımızda ne yapacak diye düşündük çünkü evde tek kalacaktı. İlk önce biraz ağladı, 1 kere havladı ama sonra sustu. Gerçekten gördüğüm en akıllı köpeklerden biriydi.


Buraya gelir gelmez Bal'ı çok özledim ve onun bizim karşımıza çıkmasının nasıl bir kader olduğunu düşündüm. Ben Ankara'ya gitmemiş olsaydım ya da onu bulduğumuz Pazartesi dönmüş olsaydım belkide hiç karşımıza çıkmayacaktı. O gün o saate yürüyüşe gitmemiz bile bunun kader olduğunun bir kanıtıydı. Pazartesi bulduğumuzda sadece 1 günlük diye yanımıza aldık ama Ali ona hala bakıyor. Hergün onu 20 kere arıyorum ve artık Bal'ı sormaya utanıyorum:) Ben gittikten sonra ona bir arkadaş bırakmış oldum ama malesef ona uzun süre bakamayacağız ve bir sahip bulmak zorundayız. Keşke onu alabilseydik, bizim köpeğimiz olabilseydi ama her işte hayırvardır. Bu işteki hayrı da eve gelir gelmez gördüm. Ablam aradı ve çok sevineceğim, uzun süredir beklediğim bir haber verdi bana. Bal'ında karşımıza bu yüzden çıktığını düşündüm ve dedimki kendi kendime 'Belki onu almamış olsaydık, bu haberi almayacaktım. Belki de orda Allah bizi sınadı'.


İyiki de almışız onu, hayattan bir canlıya bir iyilik yapmaktan, başını okşayıp onun o mutluluğunu görmekten daha çok sizi mutlu eden hiçbir şey olmaz. Bal gözlerimin içine teşşekür edermişçesine baktığında da bunu hissettim ve iyiki karşımıza çıkmış dedim. Şu anda ona yuva arayışı içerisindeyiz umarım ona layık olacak,onu çok sevecek ve bir daha onu hiç terk etmeyecek bir aile bulabiliriz... Gelişmelerden sizi haberdar edeceğim...




Not: Bal büyük ihtimalle uzun süredir sokaktaydı ve içecek hiç su bulamamıştı. Ona tam 4 kap su verdik ve anında hepsini içti. Bu yüzden yaz aylarında ne olursa olsun kapımızın önüne bir kap su koymaya çalışalım. Susuzluğun ne demek olduğunu çok susadığımızda anında su bulmayınca 1 2 dakikada olsa yaşıyoruz onlarada bu acıyı günlerce yaşatmamak için lütfen su vermeye çalışalım. Teşekkürler


3 yorum:

  1. Ben bu şirin şeyi yerim canım benim yaa :)

    Bloguna bir izleyiciler gadgetı ekle de izlemeye alalım bebiş ;) Mckk :)

    YanıtlaSil
  2. ayy canımm çok üzüldüm. ne kadar susamış tatlım benim..
    şimdi nasıl? bir yer bulabildiniz mi? umarım terkedilmemiştir sahipleri de arıyordur ve bulursunuz..
    çok büyük bi iyilik yapmışsınız..

    YanıtlaSil
  3. cok tatlı bir kopekmişşşş yaa canım...

    YanıtlaSil